Gönderen Konu: Atatürk ve Cumhuriyet Köşesi  (Okunma sayısı 4708 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

10 Kasım 2016, 01:27:48Yanıtla #30

Çevrimdışı Coulers79

  • VIP Üye
  • eTüccar Puanı: (6)
  • Forum Müdavimi
  • *
  • İleti: 6.941
  • Beğeni: +4714
Atatürk Köşesi
« Yanıtla #30 : 10 Kasım 2016, 01:27:48 »
+4

Bazı borçlar vardır ödeyemezsin - 10 Kasım

Sponsor Linkleri
     

30 Kasım 2016, 00:40:49Yanıtla #31

Çevrimdışı Coulers79

  • VIP Üye
  • eTüccar Puanı: (6)
  • Forum Müdavimi
  • *
  • İleti: 6.941
  • Beğeni: +4714
Atatürk Köşesi
« Yanıtla #31 : 30 Kasım 2016, 00:40:49 »
+4
 Yıl 1976, UNESCO üyelerine bir öneriyle gelir. Öneri paketindeki bir cümlede şöyle diyor:
“Bu gün UNESCO’nun üzerinde çalıştığı bütün projelerin isim babası Mustafa Kemal’dir”.
O zamanlar UNESCO’nun 152 üyesi vardı. Öneri; “Onun doğumunun yüzüncü yılında, 152 ülkenin devletleri aynı anda kutlasın” önerisiydi.
Birden İsveç delegesi ayağa kalkar ve şöyle der:
“Ne yani dünyada bu kadar devlet adamı var hepsinin doğum gününü böyle kutlayacak mıyız ?”
Rus delegesi ayağa fırlar yumruğunu masaya vurur ve 152 ülkenin delegelerine şöyle der;
“Genç delege arkadaşım hatırlatmak isterim ki ATATÜRK öyle dünyadaki herhangi bir lider değildir.
Bırakın onu bir yıl anmayı her ülke, her problemimizde çare olarak aramalıyız” der. Sonra ne mi olur?
UNESCO tarihinde ilk ve tekdir. Hiç negatif oy yok, hiç çekimser oy yok. 152 ülke o metne imza atar.
Hani İsveç delegesi demişti ya “ ne yani” diye. O İsveç delegesi bu imzanın atıldığı gün mikrofona gelir ve şunları söyler;
“Ben ATATÜRK’ü inceledim, bütün ülkelerden özür diliyor ve ilk imzayı ben atıyorum”.
İşte o kabul edilen belgede yazanlar:

« Son Düzenleme: 30 Kasım 2016, 01:22:15 Gönderen: Coulers79 »

31 Ocak 2017, 17:27:26Yanıtla #32

Çevrimdışı Coulers79

  • VIP Üye
  • eTüccar Puanı: (6)
  • Forum Müdavimi
  • *
  • İleti: 6.941
  • Beğeni: +4714
Atatürk ve Cumhuriyet Köşesi
« Yanıtla #32 : 31 Ocak 2017, 17:27:26 »
+4

Mustafa Kemal Atatürk (k) neler mi yaptı?


Yıkın heykellerimi (spk) Rahat bırakın beni

07 Şubat 2017, 03:44:23Yanıtla #33

Çevrimdışı Coulers79

  • VIP Üye
  • eTüccar Puanı: (6)
  • Forum Müdavimi
  • *
  • İleti: 6.941
  • Beğeni: +4714
Atatürk ve Cumhuriyet Köşesi
« Yanıtla #33 : 07 Şubat 2017, 03:44:23 »
+4
ANDIMIZ

Türküm, doğruyum, çalışkanım!
Yasam; küçüklerimi korumak,
Büyüklerimi saymak, yurdumu,
Milletimi, özümden çok sevmektir.
Ülküm; yükselmek, ileri gitmektir.
Ey bugünümüzü sağlayan ulu Atatürk!
Açtığın yolda, kurduğun ülküde, gösterdiğin amaçta,
Hiç durmadan yürüyeceğime and içerim.
Varlığım; Türk varlığına armağan olsun.

Ne mutlu Türküm diyene!

19 Mayıs 2017, 14:16:52Yanıtla #34

Çevrimdışı nOd

  • eTüccar Puanı: (0)
  • Acemi Üye
  • **
  • İleti: 73
  • Cinsiyet: Bay
  • Beğeni: +37
Ynt: Atatürk ve Cumhuriyet Köşesi
« Yanıtla #34 : 19 Mayıs 2017, 14:16:52 »
+2
19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı kutlu olsun!

07 Ağustos 2017, 21:16:09Yanıtla #35

Çevrimdışı Coulers79

  • VIP Üye
  • eTüccar Puanı: (6)
  • Forum Müdavimi
  • *
  • İleti: 6.941
  • Beğeni: +4714
Atatürk Köşesi
« Yanıtla #35 : 07 Ağustos 2017, 21:16:09 »
0

Atatürk ve Matematik

14 Eylül 2017, 18:48:28Yanıtla #36

Çevrimdışı Coulers79

  • VIP Üye
  • eTüccar Puanı: (6)
  • Forum Müdavimi
  • *
  • İleti: 6.941
  • Beğeni: +4714
Atatürk Köşesi
« Yanıtla #36 : 14 Eylül 2017, 18:48:28 »
+3
   

    Atatürk, dinlenmek için gittiği İstanbul’daki Florya Köşkünden, yanında yalnızca şoförü ile Küçükçekmece’ye doğru giderken
Tarlasında sabanla çift süren bir çiftçi görür. Çiftçinin sabanında koşulu olan öküzün yanında, koşulu bir de eşek vardır.
Şoförüne; — Arabayı durdur, der. Arabadan iner. Tarlaya doğru yürür. Çiftçi kendisine doğru geleni görmüştür.
Sabanında koşulu olan öküzü ve eşeği durdurur. Atatürk, yanına gelince, — Kolay gelsin ağa, der.
— Sağolasın bey! Hoşgeldin. — Hoşbulduk ağa. Yoldan geçerken dikkatimi çekti. Öküzün yanına eşek koşmuşsun.
Hiç öküzün yanına eşek koşulur mu? Bunlar denk değil. Köylünün canı sıkkındır. Biraz da alınmıştır. Bezgin bir ses tonuyla,
— Eşekle öküzün yan yana koşulmayacağını bilmiyom mu sanıyon bey. Sen bunu bana mı söylüyon?
— Kime söylemeliyim ağa? — Sen bunu git vergi memuruna söyle. — Vergi memuruna mı?
— He ya! Bu sene ürünüm kıt oldu. Vergi borcumu ödeyemedim. Dört gün önce vergi memurları öküzün eşini
“Vergi borcunu karşılar” diyerek alıp götürdüler, sattılar. Benim öküzün eşi sizin gibi beylerin sofrasına et, sucuk oldu bey.

    Atatürk, çok sinirlenmiştir. Alışkanlığı gereği kızdığı zaman kaşlarını çatmaktadır. Onun bu halini gören köylü,
— Bana niye Kaş çatıyon Bey. Yalan söylediğimi mi sanıyon? Sana ne söylediysem hepsi doğru.
Ben Küçükçekmece Köyündenim. Muhtara sor istersen. Atatürk,
— Neden kaymakam bey’e gidip Durumu anlatmadın ağa?
— Gittim bey. Köylü duraksamıştır. Bunu Anlayan Atatürk, devam eder.
— Kaymakam ne dedi? — Git borcunu öde, dedi.
— Sen de vali bey’in yanına gitseydin.
    Köylü Atatürk’ü bir müddet süzer. Atatürk, konuşmadan dinlemektedir. Köylü konuşmaya devam eder.
— Sen hiç vali’nin yanına gitmemişsin bey. Halından belli oluyor.
— Halimden belli mi oluyor? — He ya! Hem gitseydin bilirdin.
— Neyi bilirdim? — Kapıdaki jandırmaların adamı içeri koymadığını, bey. Atatürk,
— Başvekil İsmet Paşa’ya telgraf çekip, durumunu niye izah etmedin? diye sorar.
    Köylü gülümseyerek, — İnsanı güldürme bey. Başvekilin kulağı sağır, duymaz diyola, der.
Atatürk, kızmıştır. — Peki! Gazi Paşa’ya niye telgraf çekmedin?,diye sorar.
— O’nunda bir gözü kör, görmez diyola. Hem, sen zenginsin. Tomofilin bile var. Bunları heç duymadın mı?
Atatürk, cüzdanından elli lira çıkarır.
— Bunu kabul et ağa. Öküzün yanına bir eş alırsın, der.
Elleri titreyen köylünün, elini sıkar. Yanından ayrılır. Hızlı adımlarla arabasına doğru yürür. Florya köşküne döner.

    Başbakan İsmet Paşa’ya şu telgrafı çeker.
—“Derhal Heyeti Vekileyi (Bakanlar Kurulu’nu) topla, İstanbul’a gel.”
Başbakan başkanlığında Bakanlar Kurulu Florya köşküne gelirler. Atatürk, şoförünü köylüyü alıp gelmesi için yollamıştır.
Arabanın içinde sıra sıra dizilmiş jandarmaların arasından Florya Köşküne gelen köylü “Eyvah ben ne yaptım” diye için için
dövünmektedir. Kendisini kapıda karşılayan şık giyimli bir beyefendi nazik bir sesle “ beni takip edin efendim” deyince
içi biraz ferahlasa da çok korkmuştur. Adamı takip ederek büyük bir toplantı salonuna girerler. Salon kalabalıktır.
Ortada büyük bir masa, etrafında sandalyelere oturmuş şık giyimli insanlar ile ayakta duran iki kişi daha vardır.
    Gözleri kararmış, ayakları bedenini taşımakta zorlanmaktadır. Heyecandan kalbi fırlayacak gibidir. Tanıdık bir ses duyar.
— Hoşgeldin ağa. Gel yerin burada. Diyen Atatürk, sağ tarafında, yanında ayırdığı boş sandalyeyi eliyle işaret etmektedir.
Köylü, zorlanarak yürür ve yığılırcasına sandalyeye oturur. Durumunu anlayan Atatürk,
— Sakin ol ağa. Korkacak hiç bir şey yok. — Sağol bey! Sağol.
Köylünün soluklanmasını ve rahatlamasını bekleyen Atatürk, bir müddet sonra,
— Seni buraya niye çağırdım biliyor musun ağa? — Hayır bey, bilmiyom.
— Dün bana anlattıklarını, bu gün burada anlatmanı istiyorum. Ama; bir tek kelimesini dahi atlamadan, eksiksiz olarak
anlatmanı istiyorum. Haydi başla, seni dinliyoruz.

    Köylü başından geçenleri bir bir anlatır. Daha önce söylediklerinin eksik olanlarını Atatürk, tamamlar. Köylünün konuşması bitince
Atatürk, masada oturanları tek tek tanıtır. Kendisinin de Gazi olduğunu söyler. Sonra ayağa kalkar. Elini masaya sertçe vurarak, öfkeli bir sesle;
— Beyler, ben çiftçinin koşumluk hayvanını sattıran kanun istemiyorum. Ben çiftçinin tohumluk buğdayını sattıran kanun istemiyorum.
Ben çiftçinin tarım aletini, sağımlık hayvanını sattıran kanun istemiyorum. Ankara’ya dönecek ve bu işi hemen halledeceksiniz.
Bu olaydan sonra aşağıdaki kanun bir gecede hazırlanıp yasalaştırılmıştır. İcra İflas Kanunu Madde 82/4.:
“Borçlu çiftçi ise, kendisinin ve ailesinin geçimi için zorunlu olan arazi ve çift hayvanları ve nakil vasıtaları
ve diğer teferruatı ve tarım aletleri haczedilemez...”
« Son Düzenleme: 14 Eylül 2017, 18:51:25 Gönderen: Coulers79 »