Gönderen Konu: Dünyayı değiştiren bilgeler  (Okunma sayısı 1384 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

08 Nisan 2014, 18:15:39

Çevrimdışı Coulers79

  • VIP Üye
  • eTüccar Puanı: (6)
  • Forum Müdavimi
  • *
  • İleti: 6.948
  • Beğeni: +4664
Dünyayı değiştiren bilgeler
« : 08 Nisan 2014, 18:15:39 »
+5
Sokrates M.Ö. 469-399
Evreni anlamadan önce biz kimiz? Bu sorunun yanıtını bulmak lazım derdi. Ona göre, pratik ahlak kurallarını öğrenmek isabetli olmaktadır. Sokrates, bu yönü ile kuramsal bilim ve uygulamalı bilim tartışmasını da açmış olacaktı. Ayrıca bir anlambilimcidir. Anlamı olmayan kavramların ve terimlerin kullanılmasını hep sakıncalı bulmuştur. Her bilgide anlamların ve kavramların, açıkça anlatılması gerektiğine inanmış ve önemli katkılar sunmuştur. Ahlak felsefesinin kurucusu olarak kabul edilir.
Plato (Eflatun) MÖ. 427-347
Çok önemli bir Yunan Filozofu. Batı Dünyasının ilk yüksek öğretim kurumu olan “Atina Akademisinin” kurucusu. Eflatun, Sokrates’in öğrencisidir. Bu nedenle de Sokrates gibi ahlakçı bir pencereden olaylara yaklaşmıştır. Buna göre insanların mutlu olması ancak erdemli bir hayat sürebilmesiyle mümkündür.Eflatun, hem doğada, hem de ahlak ve toplum yaşamında mutlak ve değişmez olanın peşinden koşmuştur.
Aristoteles M.Ö. 384-322
Platon ile birlikte Batı düşüncesinin en önemli 2 filozofundan biri sayılır. Aristoteles’in en büyük başarısı bilimsel çalışmayı yöntemleştirmesidir. Aristoteles, ele aldığı her sorunu sistematik olarak inceler. Yani önce konuyla ilgili söylenenleri toplar sonra bu olgulara dayanarak kendi anlayışını oluşturur. Kurduğu kavramların sağlam, açık ve tutarlı olmaları yüzünden Aristoteles, iki bin yıl boyunca felsefenin büyük ustası sayılmıştır. Kendisi aynı zamanda bilim dilinin de yaratıcısıdır; bugünkü bilimsel kavramlarımızın ve  terimlerimizin birçoğu onun formüllerinden çıkmıştır.
Aziz Paulus - Saint Paul
Aziz Paul’un doğum yeri Tarsus’tur. O hristiyanlık için çok önemli bir isim, tabiki Hz. İsa’dan sonra. Hz İsa Hristiyanlığı bulmuş olabilir ama Aziz Paulus olmadan Hristiyanlığın yayılmasının imkanı yoktu. Küçük Asya, Makedonya ve Yunanistan’ı gezerek buralarda kiliseler kurdu, hristiyanlığı yaydı. Oysa o ilk başta yahudiydi. Sonra hristiyanlığı benimsedi ama yahudilerin sempatisini hiçbir zaman kazanamadı. İncil ve Hristiyanlıkla ilgili en eski ve en güvenilir kaynaklar Paulus’dan geriye kalan mektuplardır. Şam, Kudüs, Hatay, Kıbrıs, Makedonya, Yunanistan gibi birçok yeri gezdi. M.S. 66′da Roma’da tutuklandı ve 67′de İmparator Neron tarafından idam ettirildi.
Konfüçyüs 551-479
Konfüçyüs’ün ana teması insancıl olmaktır. Buna ulaşmanın yolu da diğer insanlara ve atalarımıza saygı duymaktır. “İyi” insan dünyayla uyum içinde yaşayan insandır. Konfüçyüs’ün öğrencileri ile yaptığı konuşmaları toplayan analektler, Çin edebiyatının 13 klasik eserinden biri sayılmaktadır. Onun için 4 temel esas vardır.
1. Ana-babaya saygı
2. Merhamet
3. Adalet
4. Ayinler
O bu 4 erdeme ulaşmanın çok zor olduğunu ama herkesin bunun için çaba göstermesi gerektiğini söyler. Ayrıca “Bilgi”yi en önemli araç olarak görür.
Kıbrıslı Zenon (Citium) 335-263
Listede bulunan diğer isimlere göre daha az tanıdık bir isim Kıbrıslı Zenon. Ama o Stoa felsefe okulunun kurucusudur. Stoa felsefesinde mutluluk dış koşullarda aranmamalı, doğaya uygun yaşanmalıdır. Ayrıca Stoacılar dünya vatandaşlığını da savunurlar. Kıbrıslı Zenon’a göre gerçek olan herşey maddedir. Zenon, evrenin hareket halinde olan bir maddde olduğunu söyler. Bu madde de ateştir. Ateş heryere girer ve dağılır. Tanrıya inanır. Zenon’a göre Tanrı doğanın içindeki akıl ve rasyonel güçtür. Ona göre insan ruhunun en iyi ifadesi “akıldır”.
Epikuros (Epikür) 341-270
Ahlak Felsefesinin en önemli düşünürlerinden biri. Felsefesinin ana fikri “mutluluk”. İnsan hayatının temel amacının “Mutluluğa ulaşmak”olduğunu öne sürer. Bu yol ona göre doğru “yol”dur. Mantık da doğru yola giderken kullanılması gereken bir araçtır. Epikür’e göre insan tanrı ve ölüm korkusundan kurtulmalıdır. Buna da ancak önyargı ve kuruntulardan kurtularak ulaşılacağına inanır. İnsanlar da dahil, dünya’daki herşeyin atomlardan meydana geldiğini savunur. Ölünce de yok olunacağına inanır. Tanrı ve ölüm ile ilgili en önemli sözü: “Ölümden korkmak anlamsızdır, çünkü yaşadığımız sürece ölüm yoktur, ölüm geldiğinde ise artık biz yokuzdur”.
İbn-i Sina 980-1037
İbn-i Sina hem bir filozof, hem hekim hem de bir bilimadamıdır. İbn-i Sina’ya göre her element sadece kendisine özgü niteliklere sahiptir ve dolayısıyla daha değersiz metallerden ,altın ve gümüş gibi daha değerli metallerin elde edilmesi mümkün değildir. Deneycilikle akılcılığı birleştirir, Tasavvuf alanında da çalışır. İbn-i Sina mantığı psikolojiden çıkarıp düşünce kanunlarını psikoloji üzerine kurmuştur. İbn-i Sina’nın Aristonun öğretisi olduğu tümdengelim yoluyla sonuç çıkarma çözümlemeleri İslam Ortaçağında klasik olmuş, sonraki mantıkçılara da ışık tutmuştur.İbn-i Sinaya göre insanın tanrısal olanla bağlantıya geçmesinin yolunun bir çeşit manevi sezgiyle olduğunu düşünür. Filozofa göre iyilik , yetkinlik ve mutluluk fikrinin doğması için kötülüğün olması gereklidir. Böylece mutlu olmak isteyen insanın önce ruhunu temizlemesi gerektiğine inanır. İbn-i Sina’nın eserleri 12.yy’da Latinceye çevrilmeye başlamış, bazı eserleri Batı’da Üniversitelerin temel ders kitapları olarak okutulmuştur.
Rene Descartes 1596-1650
Fransız Filozof, Batı düşüncesinin en önemli düşünürlerinden biri. Modern Psikolojinin ve Matematiğin kurucusu olarak bilinir. Batı düşüncesini altüst eden bir felsefe sistemi kurdu. Buna göre öğrendiğinin, gördüğünün, duyduğunun, inandığının hepsini birden büsbütün silerek, her şeyden kuşkulanmaya başladı. Yalnız tek bir şeyden emindi: düşüncenin varlığı. Buradan hareketle, evrenin açıklamasını yaptı.
Sıkça duyduğumuz o meşhur Düşünüyorum Öyleyse Varımsözünün mimarıdır.
John Locke 1632-1704
18.yy’ın en önemli materyalist düşünürlerinden biri. Avrupa’daki aydınlanma çağının ilk kurucusu olarak da biliniyor. Locke, gelenek ve otoriteden kurtulmak gerektiğini, insan hayatına sadece aklın kılavuzluk edebileceğini ve sezgisel olarak insanların bir bilgiye sahip olmadığını söyler. Bu düşünceleriyle de Locke Liberalizmin öncüsü kabul edilir. Locke’a göre özgürlükler çok önemlidir. Bir insanın özgürlüğü, diğer kişinin özgürlüğünü kısıtladığı noktada bitmelidir. Hükümetlere, insan hürriyetine ve yargı bağımsızlığına önem verir. Descartes’dan etkilenmiş fakat düşünceleri ona hiçbir zaman tam olarak benzememiştir.
« Son Düzenleme: 20 Ekim 2015, 03:09:21 Gönderen: Coulers79 »

Sponsor Linkleri
     

08 Nisan 2014, 18:37:53Yanıtla #1

Çevrimdışı HeadSh0t

  • eTüccar Puanı: (12)
  • Forum Müdavimi
  • *****
  • İleti: 1.822
  • Cinsiyet: Bay
  • 0Day
  • Beğeni: +879
Ynt: Dünyayı değiştiren filozoflar
« Yanıtla #1 : 08 Nisan 2014, 18:37:53 »
0
Immanuel Kant ve Nietszche yi de unutmamak lazım  :y
http://heedyou.com/?r=reklamdaner Paying Since 2012
http://www.indexclix.com/?ref=reklamdaner New Stable Site
Hergün Bir Defa Tıklayın = https://goo.gl/kJM0CX

08 Nisan 2014, 18:54:42Yanıtla #2

Çevrimdışı hakanatik01

  • eTüccar Puanı: (21)
  • Forum Müdavimi
  • *****
  • İleti: 13.793
  • Cinsiyet: Bay
  • Srebrenitsa
  • Beğeni: +5524
Ynt: Dünyayı değiştiren filozoflar
« Yanıtla #2 : 08 Nisan 2014, 18:54:42 »
0
Immanuel Kant ve Nietszche yi de unutmamak lazım  :y
Herkes kendine en çektiren filozofumu biliyor :P Freud o zaman :D pavlov falanda vardı amma onlar gene iyiydi :P
« Son Düzenleme: 08 Nisan 2014, 18:55:49 Gönderen: hakanatik01 »
ya rab bir hilal uğruna ne güneşler batıyor

08 Nisan 2014, 19:02:11Yanıtla #3

Çevrimdışı aydyar13

  • Genel Moderatör
  • eTüccar Puanı: (6)
  • Forum Müdavimi
  • *****
  • İleti: 3.919
  • Beğeni: +1122
Ynt: Dünyayı değiştiren filozoflar
« Yanıtla #3 : 08 Nisan 2014, 19:02:11 »
0
Jean-Jacques Rousseau da eklersek takım tamamlanır. : )

08 Nisan 2014, 21:04:28Yanıtla #4

Çevrimdışı FilmsizKalma

  • eTüccar Puanı: (14)
  • Forum Müdavimi
  • *****
  • İleti: 7.707
  • Cinsiyet: Bay
  • Beğeni: +2246
    • FilmsizKalma
Ynt: Dünyayı değiştiren filozoflar
« Yanıtla #4 : 08 Nisan 2014, 21:04:28 »
0
Herkes kendine en çektiren filozofumu biliyor :P Freud o zaman :D pavlov falanda vardı amma onlar gene iyiydi :P
Skinner, gestalt, thorndike, james garcia.. bunlarıda eklersin sen ozaman..
kapıyı aralık bırakın :)
Hey, Jude, don't make it bad..

08 Nisan 2014, 21:20:02Yanıtla #5

Çevrimdışı universitely76

  • VIP+ Üye
  • eTüccar Puanı: (21)
  • Forum Müdavimi
  • *
  • İleti: 3.335
  • Cinsiyet: Bay
  • Beğeni: +950
Ynt: Dünyayı değiştiren filozoflar
« Yanıtla #5 : 08 Nisan 2014, 21:20:02 »
0
Skinner, gestalt, thorndike, james garcia.. bunlarıda eklersin sen ozaman..
:D :D
Dur ben gidip bi eğitim blimleri kitabı alayım istersen.. Gerekli tüm ilim/bilim insanlarını yazalım :D
Şu sıra imzasız'ım...

08 Nisan 2014, 21:24:24Yanıtla #6

Çevrimdışı hakanatik01

  • eTüccar Puanı: (21)
  • Forum Müdavimi
  • *****
  • İleti: 13.793
  • Cinsiyet: Bay
  • Srebrenitsa
  • Beğeni: +5524
Ynt: Dünyayı değiştiren filozoflar
« Yanıtla #6 : 08 Nisan 2014, 21:24:24 »
0
Hepsinin :P adlarını unutmak istiyorum....
ya rab bir hilal uğruna ne güneşler batıyor

08 Nisan 2014, 22:07:11Yanıtla #7

Çevrimdışı FilmsizKalma

  • eTüccar Puanı: (14)
  • Forum Müdavimi
  • *****
  • İleti: 7.707
  • Cinsiyet: Bay
  • Beğeni: +2246
    • FilmsizKalma
Ynt: Dünyayı değiştiren filozoflar
« Yanıtla #7 : 08 Nisan 2014, 22:07:11 »
0
:D :D
Dur ben gidip bi eğitim blimleri kitabı alayım istersen.. Gerekli tüm ilim/bilim insanlarını yazalım :D
dıdısının dıdısı:)
kapıyı aralık bırakın :)
Hey, Jude, don't make it bad..

18 Ekim 2015, 12:12:55Yanıtla #8

Çevrimdışı Coulers79

  • VIP Üye
  • eTüccar Puanı: (6)
  • Forum Müdavimi
  • *
  • İleti: 6.948
  • Beğeni: +4664
Dünyayı değiştiren bilgeler
« Yanıtla #8 : 18 Ekim 2015, 12:12:55 »
+4
                    Mevlana'nın su felsefesi      (k)

     Bir an için su olduğunu düşün... Su gibi özel, su gibi yararlı ve su gibi çok, tükenmez. İnanıyorum ki sen öylesin. Ama ister çeşmelerden dökül, ister göklerden yağ, ister nehirler dolusu akıp dur... Dibi olmayan bir kovayı asla dolduramazsın. Yani seni dinlemeyenlere sesini asla duyuramazsın. Daha çok bağırdığında daha çok dinlenmezsin; gürültü yaparsın sadece. Ormanda hiçbir hayvan, ırmağın gürültülü yerinden su içmeye çalışmaz. Hepsi sakin zamanlarda, suyun durgun yerlerinden susuzluklarını giderirler. Onlar için uygun olan budur. Sen hiç önüne çıkan ağaçları sürükleyen selden, su içmeye çalışan bir ceylan gördün mü? Kaplanlar bile içebilmek için suyun durulmasını bekler, beyni olan her canlı böyle yapar. Sen hep bir su olduğunu düşün. Su gibi bir hayat kaynağı olduğunu düşün. Ama su gibi yaşatıcı ol. Su gibi yıkıcı, sürükleyici ve öldürücü değil.
     Su gibiysen, tarlalarını basma insanların, yuvalarını yıkma, ocaklarını söndürme. Sana "felâket" denmesin. Su isen, bir bardağa sığ ki damarlara girebilesin. Su gibi özel, su gibi güzel, su gibi yararlı, su gibi gerekli, su gibi bitmez tükenmez olduğunu unutma. Ayrıca, su gibi sakin olabileceğin gibi, su gibi "kıyametler" koparabileceğini de asla unutma. Vadiler ve ovalar varken önünde, yayılabileceğin küçük ırmaklara ayırabiliyorsan kendini ve bardaklara bölebiliyorsan, hayat verirsin çevrene. Yoksa hep duyulmayan, dinlenmeyen, korkulan ve kaçılan birisi olursun, hırçın seller, afetler gibi. Tercih hep elindedir ve hep "senin" ellerinde olacaktır. Ya dilini tutmayı öğreneceksin, ya da hiç durmadan konuştuğun için, yalnızca boş ve anlamsız sesler çıkartan birisi olduğunu zannettireceksin çevrendekilere.
     Ama asıl yapman gereken şu değil mi? Düşüneceksin ne zaman, ne söyleyeceğini. Düşüneceksin, kimin dinleyip dinlemediğini, kimin anlayıp anlamadığını. Düşüneceksin, anlatmak istediklerinin ne kadarını anlatabildiğini. Hatta, anlayanların anladıklarının da senin anlattıklarının ne kadarı olduğunu düşüneceksin. Konuşmak için en uygun zamanı bekleyecek, az ama en uygun sözcükleri seçeceksin. Yolcuların aldıkları biletler ceplerinde olduğu halde, saatlerini kontrol ederek zaman yaklaştığında, vapurun kalkacağı iskelede hazır olmaları gibi, sen de fikrini söyleyeceğin kişinin "kıyıya yanaşmasını" bekleyeceksin. Demeyeceksin, "Ben canım isteyince giderim iskeleye, vapur da o saniyede gelmek zorunda. Ben aklıma geleni, geldiği biçimde söylerim, karşımdaki de değil duymak, değil dinlemek, anlattığımdan bile fazlasını anlamak zorunda." Demeyeceksin.
     Keşke haklı olsaydın, ama maalesef gerçek bu değil. Haydi, sen şimdi "Su olduğunu" düşün ve kendini "Su gibi" hisset. Su gibi özel, su gibi güzel, su gibi berrak, su gibi yararlı. Su gibi hayat kaynağı ve su gibi bitmez tükenmez olduğunu hatırla. Ama yine su gibi "küçük bir bardağın içine" sığdır ki kendini, girebilmeyi öğren insanların damarlarına. Su gibi içi dışı güzel olunmalı değil mi? Kısaca su gibi aziz ol. Hayat ver, yardımcı ve vazgeçilmez ol


    ninja   Bruce Lee - Su gibi ol felsefesi

  O:-)  Coulers79 Felsefesi: :PP Ooo bizde felsefe çok :)) yeterki içinde beşeriyat olsun.
« Son Düzenleme: 01 Ocak 2016, 03:46:52 Gönderen: Coulers79 »

23 Ekim 2015, 11:42:50Yanıtla #9

Çevrimdışı Coulers79

  • VIP Üye
  • eTüccar Puanı: (6)
  • Forum Müdavimi
  • *
  • İleti: 6.948
  • Beğeni: +4664
Nikola Tesla (1856 - 1943)
« Yanıtla #9 : 23 Ekim 2015, 11:42:50 »
+3
Sırp asıllı Amerikalı mucit, elektrofizik uzmanı ve bilim insanı Nikola Tesla, elektriğe ve elektromanyetizmaya doğuştan gelen yatkınlığıyla yaşadığı dönemde hem bilime, hem de evlerdeki günlük hayata damga vurmuş bir isim. Tesla'nın icat ettiği birçok buluş ve geliştirdiği birçok prensip günümüzde halen kullanılmaktadır. Özellikle 'elektriğin kablosuz taşınabilmesi' gibi bir buluşu ve bunu kanıtlaması onun ne kadar benzersiz bir mucit olduğunu açıklar. 10 Temmuz 1856'da Avusturya İmparatorluğu sınırları içindeki Smiljan köyünde doğan Nikola Tesla, dalgalı bir eğitim dönemi geçirdi. Annesi okuyup yazamamasına karşın, halk arasında pratik ev gereçleri mucidi olarak bilinirdi. Papaz olan ve oğlunun da bir papaz olmasını isteyen babasının istekleri aksine, Nikola Tesla farklı şehirlerde farklı okullara gitti, farklı üniversitelerde ders aldı ve farklı işlerde çalıştı. Bu yıllarda elde ettiği teknik bilgiler ve iş deneyimi, ileriki yıllarda kariyerine, daha da önemlisi hayallerine yön verecekti.

     Alternatif Akım

     1884'te New York'a taşınan ve çalışmalarına burada devam eden Tesla, burada Edison'la çalışmaya başladı, fakat Edison'un Tesla'nın alternatif akım sistemlerine ilişkin buluşlarına mesafeli durmasıyla iki bilim insanı çok geçmeden yollarını ayırdı. Edison'dan önce ABD'de hiçbir evde elektrik yoktu; dolayısıyla elektriğin evlere girmesi, Edison'un geliştirdiği doğru akım sistemiyle mümkün olmuştu ve Edison ekonomik kaygılardan dolayı bu sistemi değiştirmek istemiyordu. Yeni çeşit elektrik motorları ve jeneratörleri üzerinde çalışmaya başlayan Tesla, çok geçmeden alternatif akım sistemini geliştirdi. Tesla'nın geliştirdiği üç fazlı alternatif akım indüksiyon motoru, elektrik enerjisini mekanik enerjiye, doğru akıma göre çok daha başarılı bir şekilde çeviriyordu. Ayrıca alternatif akım daha yüksek voltaj üretmeyi mümkün kılıyor, elektriğin çok daha uzağa, çok daha ucuz bir şekilde taşınmasını mümkün kılıyordu.
     Edison'la yollarını ayıran Tesla, geliştirdiği alternatif akım üreteçleri, transformatörleri ve motorlarına ilişkin buluşlarının patentlerini 1885 yılında George Westinghouse'a sattı. Böylece alternatif akımı yaymaya çalışan Westinghouse ve Tesla, doğru akım sistemlerinde ısrar eden Edison ile doğrudan rakip oldu. Bu rekabet kısa sürede büyük bir ticari savaşa dönüştü; hatta bu dönem "Akım Savaşları"  olarak anılır oldu. Chicago'daki 1893 Kolomb Dünya Fuarı, Akım Savaşları için önemli bir muharebe oldu: Westinghouse ve Tesla, Edison'a kıyasla çok daha ucuz bir teklif vererek fuardaki Elektrik Pavyonu'nu aydınlatırken bütün dünya alternatif akımın bu başarısına tanık oluyordu. Zaman içinde alternatif akımın güvenilir, ucuz ve başarılı olduğu kabul edilir oldu nihayet dünyaya kanıtlanmış oldu ve doğru akım sistemleri kademeli olarak terk edildi.
     Niagara Şelaleleri'nde 1896 yılında kurulan elektrik santrallerinde de alternatif akım kullanıldı (burada akan sudan elektrik üretmek Tesla'nın çocukluk hayaliydi) ve burada üretilen elektriğin Buffalo kentine iletiminde de Tesla'nın geliştirdiği sistemler kullanıldı. Alternatif akım, Tesla'yı kimi kaynaklara göre dünyanın en zengin insanı yapabilecek bir buluştu. Westinghouse ve Tesla arasındaki kontrat, Tesla'nın üretilen enerjiyle doğru orantılı olarak para almasını öngörüyordu (ve Tesla birim başına oldukça yüksek bir rakam alıyordu). Alternatif akımın büyük başarısı yüzünden Westinghouse'un, Nikola Tesla'ya oldukça büyük bir miktar borcu olmuştu. Bu mali yük o kadar büyüktü ki Westinghouse Electric Company 1907'de batma noktasına geldi. George Westinghouse sorunu çözmek için Tesla ile konuşunca, sonradan çokça anlatıldığına göre Tesla kontratı yırttı ve alacaklarından vazgeçti.

     Kablosuz Enerji

     Tesla çalışmalarını daha sonra kablosuz enerji üzerine yoğunlaştırdı. 1891'de patentini aldığı Tesla bobini ile kısa mesafede enerjiyi kablosuz şekilde taşımayı başardı. Temelinde yükseltici bir transformatör olan Tesla bobini, çok çok yüksek gerilimler elde etmeyi mümkün kıldı. Tesla, kendi adını verdiği bu indükleme bobinlerini elektrikle aydınlanma, yüksek frekanslı alternatif akım ve özellikle kablosuz elektrik iletimi gibi alanlardaki deneylerinde kullandı. O dönemde Alman bilim insanı Heinrich Rudolf Hertz'in çalışmalarından etkilenen bir grup bilim insanı, radyo dalgalarıyla ilgili deney ve araştırmalarını yoğunlaştırmıştı. 1889 yılındaki Paris Fuarı'nda Hertz'in çalışmalarıyla yakından tanışan Nikola Tesla da bu insanlardan biriydi. Tesla 1893 yılında, yani Guglielmo Marconi'nin buluşundan iki yıl önce, yeterli teknik donanım ve bilimsel birikimle radyo dalgalarıyla iletişim üzerinde yoğunlaştı, fakat bulduklarını haberleşme yerine elektriğin kablosuz aktarımı üzerine yoğunlaştırdı.
     1898 yılında New York'taki Madison Square Garden'daki bir süs havuzunda ufak bir botu radyo dalgalarıyla hareket ettirerek bir alıcı ve verici arasındaki iletişimi sağlayan ilk kişi oldu. Yani daha basit bir dille uzaktan kumandayı icat etti ve patentlerine bir yenisini ekledi. "Teleotomaton" adını verdiği bu icat, bütün radyo prensiplerine, uzaktan elektrik hareketine, hatta bir de robota sahipti. Tesla 1899'da Colorado Eyaleti'ndeki Colorado Springs'e taşınarak yüksek voltaj/yüksek frekansla ve kablosuz enerjiyle ilgili araştırmalarına devam etti. Tesla, Dünya'nın kendisini ve atmosferi kullanarak elektriği global olarak taşıyabileceğine inanıyordu. Gerçekten de metrelerce ötedeki lambaları kablo kullanmadan yakabiliyordu. Tesla, buradaki yaklaşık iki yıllık deneylerinin sonunda New York'a Dünya'nın "elektrik titreşimleriyle hayatta olduğuna" ve elektriği sadece yeryüzünü ve gökyüzünü kullanarak aktarabileceğine ikna olmuş bir şekilde döndü.

     Radyo frekans alternatörü

     1890'da Nikola Tesla yüksek frekans alternatif akım üreteçlerini yapmıştı. 184 kutuplu olan bir tanesi 10 kHz'lik çıkış veriyordu. Daha sonra, 20 kHz'e kadar yüksek frekansları elde etti. Ancak on yıl kadar sonra 50 kW çıkışlı radyo frekans üretecini Reginald Fessenden geliştirdi. Bu makine, General Electric tarafından 200 kilo Watt'a çıkarıldı ve Fessenden'in ilk alternatörlerini kuran, çalışmasını kontrol eden adamın adı verilerek, Alexanderson alternatörü satışa çıkarıldı. Hemen hemen dünya kablolarının çoğunu elinde tutan İngiliz iş adamlarının, bu makineye ait patentleri elde etmek üzere olduklarını görünce, ABD Donanması'nın acele çağrısıyla "Radio Corporation of America (RCA)" şirketi kuruldu. Yeni firmanın 1919'da kurulmasıyla, Marconi Wireless Telegraph Co. of America firmasının güçlü fakat yetersiz, Marconi kıvılcımlı vericileri, çok başarılı olan radyo frekans alternatörleri ile yer değiştirdiler.
     Birincisi N.J. New Brunswick'te kuruldu. 200 kilo Watt'da ve 21,8 kilo Hertz frekanslı titreşim oluşturdu ve ticari işte kullanıldı. Bu ilk, sürekli, güvenilir Atlantik aşırı radyo servisiydi. Bu alternatörler, Nikola Tesla'nın kulesinin yerine, radyo merkezinin tüm güçlerini sağladı. Böylece Nikola Tesla'nın Dünya çapında telsiz hayali, 30 yıl sonra, icat ettiği vericinin kullanılmasıyla yeniden gerçekleştirildi. Tesla'nın ölümünden 5 ay sonra Amerikan Yüksek Mahkemesi daha önce Amerikan Patent Ofisi tarafından Marconi adına onaylanan kablosuz iletişim tekniğinin geçersiz olduğuna ve patent hakkının Nikola Tesla'ya ait olduğuna karar vermiştir.

     Kablosuz İletişim ve Enerji Sistemi

     1901 yılında New York'ta kariyerindeki en büyük başarısızlık olacak olan Wardenclyffe Kulesi projesine başladı. Tesla'nın amacı, New York'taki kuleden İngiltere'ye ve Atlantik Okyanusu'ndaki gemilere telgraf mesajları, ses, hatta görsel ve elektrik iletmekti. Yükseklikleri 90 ila 180 metre arasında değişen kuleler inşa edilmesini öngören proje, başarılı olduğu takdirde bölgeyi dünyanın iletişim merkezi yapacaktı. Tesla, tam anlamıyla olmasa da ünlü iş adamı J.P. Morgan'ı projeyi desteklemeye ikna etti. Fakat masrafın sürekli artması, Marconi'nin telegraf mesajlarını çok daha ucuza iletebilmesi (J.P. Morgan projenin en çok bu kısmıyla ilgileniyordu) ve Tesla'nın zaman içinde güvenilirliğini yitirmesi sebebiyle (uzun süre Colorado Springs'te uzaydan bir radyo mesajı aldığını iddia etmişti) proje terk edildi. Tesla, internetin ilkel bir versiyonu sayılabilecek ve "tamamlandığı takdirde dünyayı yüzyıl ileriye taşıyacak" projesini gerçekleştirebileceğinden emindi, fakat onun yerine Wardenclyffe Kulesi'nin sökülüp, elde edilen hurdanın borçlarını kapatmak için kullanılmasını izlemek zorunda kaldı.

     Enerji Silahı - HAARP Projesi

     Tesla'nın son büyük projesi ise askeri amaçlar için kullanılabilecek oldukça güçlü ve uzun mesafeli bir silah oldu. Nikola Tesla, yoğunlaştırılmış ve sıkıştırılmış bir elektrik ışınını çok uzaklardaki hedeflere yöneltebilecek bir elektrik silahı olarak özetlenebilecek silahını 1934'te kamuoyuna açıkladı. Projesinin tamamlanmak üzere olduğunu, sadece birkaç detayın deney aşamasında kaldığını ve bu savunma silahının dünya barışına olanak tanıyabileceğini savunan Tesla'ya göre bu silah 300 kilometre mesafeden orduları durdurabilecek, uçaklar böylece bir silah olmaktan çıkacak ve ülkelerin sınırları askeri yöntemlerle aşılamayacaktı. Tesla bu silah önerisini mektupla birçok ülkeye sundu. Bu ülkelerden biri olan SSCB buluşla bir noktaya kadar ilgilense de Tesla çalışmalarını tamamlayacak desteği hiç bulamadı ve silah üretilmedi.
     Tesla, özellikle ısrarla bedava enerji kaynağı keşfini savunduğundan, dönemde elektrik üzerinden büyük paralar kazanan tekel firmaların ve ABD’nin gizli tepksini çekti ve görmezden gelinmeye başlandı. Buluşunu yaptığı 700 patenti bulunuyor ve bunlardan birkaç tanesi bile bir çağı kapatıp yenisini açmaya yetecek nitelikte. Öyle ki, kendisine "Elektriğin Tanrısı" denilmiştir. Tesla 7 Ocak 1943'te, bir süredir yalnız yaşadığı New Yorker Hotel'deki odasında öldüğünde 87 yaşındaydı. Arkasında bugün hâlâ geçerliliğini koruyan icatlar, sistemler ve prensipler bıraktı. Örneğin bu yazıyı okuduğunuz ekran, enerjisini, temelini Tesla'nın oluşturduğu modern elektrik üretim ve dağıtım sistemlerinden alıyor. Yüzlerce buluşuyla 20. yüzyıla yön veren bu büyük mucitin adı, ölümünden 17 yıl sonra 1960 yılında Uluslararası Birimler Sistemi'nde (SI) "tesla" olarak magnetik akı yoğunluğu birimine verildi.